Kimsesi Olmayan Adam

distopia #1

'insanlar hiçbir şey konuşmuyorlar.'
'hayır konuşmaları gerek!'
'hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor. çoğu zaman kafelerde, şaka makinalarıyla oynarlar ve çoğunlukla aynı şakalardır, ya da müzikli duvarların ışıkları yanar ve tüm renkli şekiller aşağı yukarı iner çıkar, fakat sadece renkler, soyut hepsi. müzelerde hiç bulundun mu? hepsi soyut. işte, şimdi olanlar bunlar. amcam bir zamanlar farklı olduğunu söylüyor. eski zamanlarda bazen resimler birşeyler söylermiş, hatta insanları bile gösterirmiş.'

rad bradbury - fahrenheit 451

konusuz #15

"…yüzünü buruşturdu. sağdı daha, herşey elindeydi ipi boynundan çıkarabilir, bir süre daha bekleyebilir, kaçabilir, karakola gidebilir, konağı yakabilirdi. dayanılacak gibi değildi bu özgürlük. ayaklarıyla masayı itip aşağıya yuvarladı; bir boşluğa düşerken durdu. gözleri, ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (ne oldu? yapmayı unuttuğu birşeyi mi anımsadı birden? ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, herşeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak yoksa bilnçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu? )…"

yusuf atılgan - anayurt oteli

konusuz #14

"ne gördüm bugüne dek? hadi bugünü de sayalım - yarına dek ne gördüm? yıllar önceydi; tren istasyonunda bir adam gördüm. bir şey sormam gerekiyordu; ya da bana öyle gelmiş olabilir. sormaktan nefret ederim - kim neyi bilebilir ki? ne sorarsanız sorun, herkesin hemen kendini düşünmesi ve kendini anlatmaya başlaması bu yüzdendir…"

şule gürbüz - kambur

nfknın anısına #1

kadından kendisinde olmayanı isteriz 
hasret yerinde kalır ve biz çekip gideriz

konusuz #13

geceyi düşleriz gündüzken,
geceyken de gündüzü-
yitirebileceklerimiz yitiktir
onlardan uzaktayken - ama
özleriz, döneriz yeniden
yitirmeden
yitirebileceklerimizi
yitiremediklerimize.
yitirebilirdik, deriz;
ama yalnızca bir fiil çekimi bu-
tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.
gündüz yarasalarıyız biz.

konusuz #12

"… wanda sol koluna dayanarak kalkmıştı: "öyle zannediyorum ki" dedi, "bir erkeği ilelebet kendine bağlamak için, ona öncelikle sadık kalmamak gerekiyor. Hangi uslu kadına bir kurtizana tapıldığı gibi tapılmıştır ki?.."

leopold von sacher-masoch - kürklü venüs

konusuz #11

mutluluğun, basit ve açık bir şey olup bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.

zorba - nikos kazancakis

donen #1

sen gittin ya herkes sana benzedi*

şimdi sen döndün ya sen herkese benzedin.

kimsesizlik #1

cesaret ve aptallık arası ince bir çizgi
bir o yandayım bir bu yanda
ya sen neredesin almılam ?*

konusuz #10

…ama kötülüğün sebebini bulmaya çalışarak tırnaklarını kemirmeleri, kahkahadan kırılmama yol açıyor kardeşlerim. iyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki? madem kimileri iyi insan olmayı seçiyor, madem bundan haz alıyorlar, onlara hayatta karışmam, kimse de bana karışmasın. ama bana karışıyorlardı. üstelik kötülük bireye özgüdür, sizlere, bana ve tek tabancalığımıza özgüdür ve bizleri yaratan bizim Tanrı’dır, hem de gururla ve keyifle yaratmıştır. ama birey olmayan şeyler kötülüğe katlanamazlar, yani devlet ve yargıçlar ve okullar kötülüğe izin veremezler çünkü bireylere izin veremezler. hem modern tarihimiz, bu büyük makinelerle savaşan cesur, küçük bireylerin öyküsü değil midir kardeşlerim? bu konuda ciddiyim kardeşlerim. Ama yaptıklarımı sevdiğim için yapıyorum…

a clockwerk orange - anthony burgess